HANGİ YÖNÜ GÖSTERİRSE…

Bugün sırtçantalı gezi severlerle Alsancak’ta toplandık. Gezip, gözlemlemeye, keşfetmeye meraklı sirtcantalılar, bizler…  Konumuz; gezginlik felsefesi, yöntemimiz interaktif sohbet etmek oldu. Ben de geçtiğimiz son 4 saati kaleme almaya karar verdim.

4 saat önce…

Alsancak Kıbrıs Şehitlerinde yürüyorum, her daim ışıklı ve kalabalık cadde… Seviyorum burada dolaşmayı. İstanbul İstiklal’in minyatürü gibi geliyor bana. Bazen konservatuar öğrencileri, çeşitli gruplar müzik yapıyorlar burada. O zaman daha da keyifleniyorum. Bugün müzik yok çünkü yağmur atıştırıyor. Kitapçıya doğru yönelmişken saatimi kontrol ediyorum, vakit yok rotamı Muzaffer İzgü Sokak’a çeviriyorum. Sırtçantalılar şubat buluşması 19:30da.

3 saat önce…
Gezgin Felsefesi üzerine konuşuyoruz. Gezginlik cesaret mi gerektiriyor? Gezginlerin seyahat tarzı onları diğerlerinden daha mı farklı yapıyor? Gezgin ve turist arasında ki farklar masaya yatırılıyor. Gezginin zaman zaman bencil olduğundan, belki olması gerektiğinden bahsediliyor. Turistin herhangi bir restaurantta herhangi bir yemeği yerken, gezginin şefin spesyalini arayıp bulduğu, turistin gittiği yerde ki evlerin fotoğraflarını çekerken gezginin çoktan o evin sahipleri ile masaya oturup kadeh tokuşturduğu gibi ayrışmalardan bahsediliyor. Gezginin gittiği yerde ki halkın yaşamına ayak uydurduğu, gezi arasında hiçbir şey yapmadan birkaç gün kaldığı yerde kitap okuyarak zaman geçirebileceği konuşuluyor.

1 saat önce…
Buluşmadan dönüyorum. Soğuktan ürperiyorum, yağmurda yağıyor zaten… Tam düşünme havası… Konuşulanları aklımdan geçiriyorum. Her şey bir bir aklımdan geçiyor da; en çok Pınar’ın tam ayrılmadan önce söyledikleri kafama takılıyor. “Gezgin ve Turist olarak kesin ayrımlar yapmak doğru mudur? Gezgin biride zaman zaman turist olarak gezmekten keyif alabilir, ya da turistik geziler yapan bir kişi bir gün gezgin mantığıyla hareket edebilir.”

Turist Ömer, Gezgin Ahmet…  Bu kavramlar bir ismin önüne gelebilecek sıfatlar olabilirler mi? Sonuçta uzun boylu, kısa boylu olmak gibi birşey değil ki. Hayatımızın belli dönemlerinde gezgin, belli dönemlerinde turist olabiliriz. Bir insan neden kendine gezgin denilmesini ister. Bu onu turistten daha mı farklı yapar, boyu mu uzar? Bu kadar da önemli midir? Bir insanı gezgin yapan şey o insanın daha cesur olduğunu mu gösterir, korkuları olduğu halde daha çok risk alabildiğini mi? Gezginlik kavramında da hayatın bazı noktalarında olduğu gibi bir kadın-erkek farkı var mıdır? Erkek olmak 1-0 önde mi başlatır bilinmeyene tek başına yolculukta. Tek kişilik uzun seyahatlerde bayanlar ile daha az karşılaşıyoruz, kendilerini daha korumacı ve garantici yaklaşıyorlar. Bu bütün kültürlerde çocukluktan itibaren öğrenilmiş bir davranış olabilir.

En önemlisi, internet bu kadar elimizin altında, paylaşımlar bu kadar fazla iken bir Evliya Çelebi olmak mümkün değil gibi gözüküyor. Keşfedilememiş bir yer kaldımı ki? Çoğu insan için uzun süreli ya da kısa süreli turist de diyebiliriz.

Pınar ile son anda yaptığımız ikili muhabbetten çok keyif aldım. Turist ve gezgin arasında gidip gelen seyahatler yapmıyor muyuz? Bir gezide, bir gün gezgin gibi takılıp diğer gün turist olarak takıldığımız olmuyor mu? İlla tasını tarağını toplayıp, önünü görmeden yola koyulmak lazım değil. Bankada fon tipi almak gibi… Birinde riski azaltırsın ama kazancın da azdır, birinde risk alırsın ama o yolculuktan çoğu insanın tecrübe edemediği bir güzelliği yaşayarak dönersin ya da … Ama ikisinde de fon alırsın sonuçta amaç kazanç sağlamaktır. Burada da amaç gezip görmek. Gezgin gibi daha detaylı, daha gözlemleyerek, daha öğrenerek… Turist gibi genel fikir edinerek, hava değişikliği yaşayarak, o kültürde ki insanlarla biraz olsun sohbet ederek. Belki sonra turist olarak gittiğiniz bir kültürü merak eder, gezgin olarak bir daha oraya yollara düşersiniz kim bilir…

Sizce turist misin, gezgin mi ayrımını yapmak doğru mudur, gerekli midir? Belki de soru gezgin ruhunun içinde bir yerlerde olup olmamasıdır.

Y.

Reklamlar

Comments on: "Turist misin – Gezgin mi" (3)

  1. timurberk said:

    Kırım’da bir müze müdürü, Kırım’a gelen ilk turistin Çariçe 2. Yekaterina olduğunu iddia etmiş.
    İbni Batuta ve Evliya Çelebi gibi “gezginleri” turist olarak görmek istemiyorlar demek ki…
    Kırım’da Türk ve Müslüman varlığını inkâr etmenin bir başka yolu işte.

    http://qha.com.ua/kirim-in-ilk-turisti-kimmis-106128tr.html

    • Evliya Çelebinin Çariçe’den yaklaşık 1 asır önce yaşadığı ve Kırım’ı ziyaret ettiği düşünülürse tabiki o topraklara daha önce ayak basmış. Ama sizin linkini yolladığınız haberi okudum, çok detaylı bir haber değil. Çariçe’nin gezisini ilk organize turistik gezi olarak belirtmiş. Evliya Çelebi’nin hayatı ve gezileri sırasında ki incelemeleri tursitik bir geziden daha fazlası; tarih, coğrafya-kültür alanlarında bir belgesel niteliği taşıyor. Belki müze müdürünün belirtmek istediği farklı bir konudur.

      Katkınıza teşekkür ederim.

      • timurberk said:

        Çariçe’nin o dönemki gezisi de bugünkü anlamda ne kadar “turistik” olarak nitelendirilebilir? Yekaterina sonuçta ilhak ettiği bir yere gidiyor.
        Bugün Evliya Çelebi tarzı hayat yaşayan “turist olmayan gezginler” var mıdır? Aklıma bazı misyonerler geliyor mesela…

        İşin anahtarı galiba turist tanımında. Wikipedia şöyle diyor:

        Tourism is travel for recreational, leisure or business purposes. The World Tourism Organization defines tourists as people “traveling to and staying in places outside their usual environment for not more than one consecutive year for leisure, business and other purposes”.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: