HANGİ YÖNÜ GÖSTERİRSE…

Önceki yazı için : Sakız Adası Notları I

Duş alıp sinek kovucularımızı sürdük. Cumartesi akşamı bir Yunan tavernasına gitmeyi aklımıza koymuştuk. İlk önce adanın merkezi Chios’a gittik. Burada kesin bir taverna vardır diye düşünsekte sahil boyu kafeterya ve bar türevi restaurantlardan başka bir yer bulamadık. Orada hediyelik eşya satan dükkanlardan birine girdik ve tavsiye istedik. Bize havaalanı yakınlarında Mouses diye bir tavernayı önerdi.

Taverna’da genelde Yunanlılar vardı. Turist azdı, hatta ingilizce menüde yoktu. Yarım yamalak ingilizce bilen bir garsona yan masaların tabaklarını işaret ederek sipariş verdik. Ana yemek almamayı, onun yerine mezelerden oluşan bir sofra kurmayı tercih ettik. Patlıcan salatası, peynirli mevsim salatası, kalamar, börek, yoğurtlu birşeyler, yeşil sebzeli bir ezme…  Bu yeşil sebzeli meze nasıl yapılıyor bilmiyorum ama oldukça lezzetli! Yemeğimizi yerken bir yandan canlı yunan müziği dinleyip, bir yandan da dans eden çiftleri izledik. Bu arada adada yaş ortalaması çok yüksek. Tahminimce genç nufüs anakarada ki büyük şehirlere göç ediyor, emeklilik vakti gelenler de bu sakin adada yaşamak için geri dönüyor. Yemekten sonra pansiyona geri döndük. Yorgunluktan yattığımız yeri beğeniriz diye düşünüyordum ama sabah korkunç bel ağrısı ile uyandık. Yataklar sertti. Sabah pansiyon sahibinin eşinin hazırladığı lezzetli kek, limonata, reçeller ile kahvaltımızı ettik. Arabayı saat 1 gibi teslim etmeden, adanın kuzey tarafınıda hızlıca dolaşmaya karar verdik.

Chios’u geçtikten sonra kuzeye doğru, doğu sahilinde bu minik rüzgar değirmenleri ile karşılaştık. Orada kalamarların mürekkebini çıkarmaya çalışan birkaç balıkçı gördük. Yemesi çok lezzetli olsada; taşa vura vura mürekkep çıkartma işlemini izlemeyi benim pek içim kaldırmadı. Ben hep bu mürekkepler atılır sanırdım. Aslında kalamar mürekkebini İtalyan ve Rum aşçılar mavi makarna yapımında kullanırlarmış. İtalya’da deneme fırsatım olmuştu. Artık makarna çok mu kötü pişirilmişti yoksa mavi makarnanın lezzeti hakikaten mi kötü bilmiyorum ama hayatımda yediğim en kötü lezzetlerden birisiydi diyebilirim. Değirmenlerde birkaç fotoğraf çektikten sonra kuzeyde Marmaro ve Kardamyla yerleşim merkezlerini görmek için yola koyulduk.  Fakat yol üzerinde hala nasıl olduğunu anlayamadığımız bir şekilde, kendimizi çorak dağ başında hiçbir şeyin ortasında buluverdik. Yollar güzeldi devam etsek kesin bir yerleşim merkezine ulaşırdık ama kaybolunca yolda çok fazla vakit kaybettik ve arabayı teslim etmek için Chios merkeze dönmeye karar verdik.

Chios’un denize paralel bir alt caddesi alışveriş mağazalarının, marketlerin vs… bulunduğu bir cadde. Bir süpermarketten ekmek, peynir ve içecek aldık. İç tarafta bir parka oturup peynir ekmeğimizi yemeğe başladık. Biz ekmeği çıkartır çıkartmaz, heralde Chios’ta ne kadar aç güvercin varsa başımıza toplandı. Ben de yemek yerken; aç bir hayvan bana gözlerini dikerse çok rahatsız olurum. Önce kuşları kovalayıp kendimiz biraz yedik. Sonra kalan 1 ekmeği de onlara ufalayıp yemek yaptık. Karnımız doyduktan ve kuş sürüsünden paçamızı kurtardıktan sonra biraz alışveriş yapmak için mağazaları gezmeye başladık. Öyle çok alışveriş etmeyi sevmem ama Chios’un Mapivas diye bir reçel markası var. Şam fıstığı reçelinden, incire, kirazdan aklınıza gelebilecek en ilginç reçellere kadar pek çok çeşit üretiyorlar. Birkaç kavanoz reçel, ham sakız ve sakız likörü almaya kararlıydım. Hediyelik eşya dükkanlarından içeri adım atar atmaz yanınıza gelip size zorla içkilerinden, sakızlı şekerlerinden denetiyorlar. Kendinizi resmen o mağazadan alışveriş yapmak zorunda hissediyorsunuz. Bu arada her mağazada Türkçe bilen bir satıcı var. Türk turistlerin de çoğalması ile her yerde Türkçe ilanlar asılmaya başlamış. Adanın Türkiye’nin burnunun dibinde olması nedeniyle cep telefonu operatörümüz bile çekiyordu. Etrafta yunan harfleri ile yazılmış tabelalar olmasa, kendimizi hiç yabancı ülkede hissetmeyecektik.

Girdiğimiz dükkanlardan birisinde ki satıcı kız çok cabbar çıktı. Kız iki üç cümle kurdu, dedim “biz buradan birşey almadan paçayı kurtaramayız”. Hakikaten babamlar da, biz de istediğimiz herşeyi; kızın tatlı dili sayesinde oradan aldık. Sakız’a yolunuz düşerse Mapivas marka reçeli tavsiye ederim, kiraz reçelinin sosu sade dondurma ile çok güzel gidiyor. Bir ay sonra Samos’a giderken birkaç kavanoz daha reçel alırım demiştim ama ilginç bir şekilde o marka Samos Adası’nda satılmıyormuş. Belki de yerel bir markadır.

Alışverişimizi de yaptıktan sonra saat 4e geliyordu. Chios Liman’a gidip gümrükten geçtik. Feribotumuz gelmişti, vakit kaybetmeden feribotun üst katına gidip oturduk. 2ay önce Bora Bey’in blogunda okuduğumda Ege Birlik fiyatlarını kırdığı için, Ertürk firması yüksek bilet fiyatlarıyla sinek avlıyor yazmıştı. Baktım Ertürk Firması’nın da feribotu oldukça dolu gözüküyordu.

Y.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: