HANGİ YÖNÜ GÖSTERİRSE…

Archive for the ‘Freiburg’ Category

Freiburg’ta Yapılacaklar Listesi/ Things to do in Freiburg

Freiburg doğasıyla, insanların sıcak kanlılığı ile benim Almanya’da en beğendiğim şehirler arasında geliyor.

Freiburg is one of my favorite city among German’ cities.

Nereyi Görelim / Where to Visit

Freiburg  şehir merkezinde ve Schlossberg çevresinde oyalanarak 1 gününüzü geçirmenizi öneririm. Şehir merkezi bile çok güzel. Schaunisland, Titi gölü ziyaret edebileceğiniz diğer güzel bölgeler.

The city center and Schlossberg are beautiful enough to spend a day in there! Schaunisland and Titisee are the other beautiful places nearby city center.

Ne Yiyelim

Kuşkonmaz çorbası, Kuşkonmaz yemeği,

Yoğurtlu dondurmalı sundae, Otantik alman yemekleri, (daha&helliip;)

Reklamlar

Schaunisland : Karaormanlar

Freiburg çevresinde kayak, dağ bisikleti, yürüyüş gibi çeşitli aktiviteler yapabileceğiniz yerlerden birisi de Schaunisland…Sabah kahvaltımızı yapıp Schaunisland’a çıkan teleferiklere gittik. Teleferik istasyonunda bölgenin de bir haritasını istedik. (İtiraf ediyorum ben bir harita delisiyim, geniş bir harita koleksiyonum var!)

Teleferikle yukarıya çıkmak 25 dakika kadar sürüyor. Sezon dışı gittiğimiz için sıra yoktu, hemen bindik teleferiğe. Yol boyu yamaç paraşütü yapanları, manzarayı izledik. Türk’ün aklı yeşil alan görünce piknik alarmı verir ya acıkmaya başlamıştım bile… 2 saat önce kahvaltı eden ben değildim… Oksijen bolluğudur o, oksijen bolluğudur… Lars çok iyi yemek yapan ve iştahıda çok yerinde olan bir Alman olarak bize hakiki Karaorman pastası yiyeceğimizi ayrıca kuşkonmazın bu bölgede yaygın olarak kullanıldığı, yemeği ve çorbası yapıldığını anlattıkça karnımızın açlığı 2 kat artıyordu. (Hani şu meşhur Karaorman pastasının anavatanı burasıymış!)

Karaorman Pastası

Teleferikten indiğimizde kenarda köşede kalmış bir avuç karla, kar da denemez buz parçaları ile kar topu oynamaya çalıştık. Daha sonra hava kararıncaya kadar olan yürüyüşümüz başladı. Aşağıya yürüyerek dönmeye karar vermiştik. Bu harika doğa manzaralarını da o yürüyüş sırasında çektim!

Yol üzerinde yemek yiyebileceğimiz bir restauranta oturduk. Restaurant dediğime bakmayın. Buraları yerel halkın oturduğu dağ evleri. Aileler burada günlük yaşamlarını sürdürürken yoldan geçenlerde bu evlerde ev yapımı yemeklerden yiyor, ev yapımı vişne likörü içiyor ve karaorman pastası tadabiliyorlar.

Restaurant-Dağ Evi

Lars ve Ezgi’nin önerdiği üzere kuşkonmaz yedik. Pişirilmiş kuşkonmazların üzerinde bir sos döküyorlar ve parçalanmış krep hamurları ile servis ediyorlar. Biz yemeğimizi yerken; evin ilkokul çağında ki kızı yanımızda oflaya puflaya ödevini yapıyordu. Devamlı babası ile oynamak istiyordu, babası ise biraz şakalaşıp önce ders sonra oyun diyordu! Küçük kızın tavırları Ezgi ile benim çok hoşumuza gitti 🙂

Sonra yürümeye devam ettik. Asıl maceramız ondan sonra başladı. Sandığımızdan daha yavaş yürüdüğümüz için son otobüse geç kalacaktık. Lars kestirme olacağını düşündüğü bir yola bizi soktu. Tarlaların ve kalçalarıma kadar uzanan sazlıkların arasında yürürken ilkbahar olduğunu ve doğanın uyanmaya başladığını unutmaya çalışıyordum. Bileklerimin açıkta olması mutluluk vericiydi 🙂 Sonra kayıp mı olduk acaba falan derken, bir evin arazisinde olduğumuzu farkettik. Evin sahibi oğlu ile traktör tamir ediyordu. Şaşkın şaşkın etrafına bakan bu turistleri gülerek karşıladı. Ona, doğru yolda olup olmadığımızı sorduk. (Köy-kasaba halkı her yerde çok temiz ve sıcakkanlı) Evin ön tarafına geçerek tekrar anayolu bulduk ve Lars sayesinde yolu epeyce kısalttığımızı farkettik.

Güle eğlene devam eden yürüyüşümüzde fotoğraf makinesi ile duygusal bağ geliştirdik. Eşim bölgedeki manzaraların resimlerini çekerken oldukça geride kalıyordu. Kestirme olduğunu düşünerek, tekrar ormanın içine daldık, artık yürümüyor, çamurlu bir yokuşta kayıyorduk. Bunca uğraştan sonra, şehir merkezine giden son otobüse gene de geç kaldık. Olsun o keyifli günün, bir anından bile pişman değiliz 🙂

Schaunisland’a vaktiniz varsa yürüyüş, kayak veya dağ bisikleti yapmak için gitmelisiniz. Vaktiniz azsa da, en azından teleferik turu yapmalısınız.

Y.

Titisee : Baden-Württemberg

Titisee (Titi Gölü); meşur Karaormanlar’ın turistik gezi yapılabilecek bölgelerinden birisi. Karaormanlar ismini uzaktan siyah görünen kara çamlarına borçlu. Bölgede ki iğne yapraklı ağaçlar yıl boyu yapraklarını dökmüyorlar. Kışın ayrı, yazın ayrı doğa manzaraları insanın içine işliyor. Hani kalbinin en derinlerine, hüzünlerine, sevinçlerine… Sadece o güzel manzaraları değil, Karaormanlar ismini de çok seviyorum.

Karaormanlar… efsun… Hayal kurmalı burada… Okuduğum tüm fantastik roman karakterleri, periler burada yaşıyor gibi geliyor!

Freiburg’da bulunduğum sürece, Karaormanlar’ın çeşitli turistik bölgelerini de ziyaret etmeye çalıştım. Titisee’ye giderken çok şanslıydım, bana muhteşem insanlar Ufuk-Erol çifti rehberlik etti. O karda kışta benimle dağın tepesine kadar çıktılar. O sene tamamen tesadüfler ile yolum düşmüştü Freiburg’a. Ülkemi ziyaret etme planlarım, uçak biletimin yanması… Madem zarar ettim tam dibine vurmalı, yılbaşına yalnız olarak Fransa’da mı- Avusturya’da mı girsem diye bilet bakarken; aniden Freiburg gezi planım olmuştu. Gezimin hoş süprizi ise sevgili rehberlerimdi:) Tanıştım, tanıştığıma memnun oldum!

Titisee’ye de bu yolculuk sırasında gittim. Ama nasıl güzel buralar… Göl kışları donuyor, üzerindeki buz tabakası belli bir kalınlığa ulaştığında üzerinde paten yapılmasına da izin veriliyor. Ben oradayken göl üzerinde buz tabakası yeterince kalınlaşmamıştı 😦 Titisee, ağaçlardan ve gölden ibaret bir yer değil. Etrafta oteller, dağ evleri, restaurantlar, küçük sevimli dükkanlar var. Burası guguklu saatlerin anavatanı diyebilirim. Her dükkanda binbir çeşit guguklu saat… Titisee oldukça kalabalıktı, turistler tarafından kış sporları için sıklıkla tercih ediliyormuş.Etrafta yürüyüş yaptım, açık hava çarptı. Temiz havanın insan üzerinde hoş bir sarhoşluk etkisi var. Güzeldi! Titisee gerçekten güzeldi!

Y.

Schlossberg : Freiburg

Sadece 15 dakika ya… Sadece 15 dakika! Almanya’nın Freiburg şehir merkezinden 15 dakika yürüyorsunuz ve şehirde olduğunuzu unutmaya yetecek kadar yeşil sizi karşılıyor. Gerçekten 15 dakika yürüyerek mi ben böyle güzel bir ormanın içinde buldum kendimi? Gerçekten!

Kale Dağı'ndan St. Ottilien'e doğru

Freiburg seyahatimde bir öğleden sonrayı Schlossberg’den (Kale Dağı) St. Ottilien’e yürüyerek geçirdim. Ağaçların arasında huzur veren bir yoldu. Yolda birçok bisikletli grupla karşılaştım. Dönüp Freiburg’a bisiklet kiralayasım geldi, bisikletliler için oldukça eğlenceli… Karaormanların içinde ben St. Ottilien’e kadar yürüdüm. (Almancası St. Ottilien, ingilizcesi St. Odile)Normal koşullarda 35-40 dakikalık bir mesafe ama yolda pek çok fotoğraf çektiğim ve yanımda da hoş sohbet bir yol arkadaşım olduğu için 🙂 biz o mesafeyi yaklaşık 1 saat 15 dakikada gibi bir sürede aldık!

Kale Dağı'ndan Freiburg Şehir Merkezi

Söylenene göre Odile, Etichon adında bir Dük’ün doğuştan göremeyen kızıymış. Babası onu kız ve kör diye öldürmek istemiş ama annesi onu bir şekilde kaçırmış. 12 yaşlarında iken melekler tarafından kutsanmış ve görmeye başlamış. Bu arada Odile iyileştirme gücü de edinmiş. Babası kızının yaşadığını öğrenince onu öldürmek istemiş, bu kız da tekrar kaçarak Freiburg yakınlarında ki mağarada saklanmış. Babası onu takip ederken yolda kaza geçirince sonunda pes etmiş ve kız kurtulmuş. Bu hikayenin M.Ö. 6., 7. yüzyılda olduğu söyleniyor.

O mağaranın üzerinde şimdi bir kilise var. Kilisenin içinden mağaraya iniliyor. Orada küçücük bir havuza taşların arasından su akıyor.  Suyu gözlerine sürdüklerinde, göz rahatsızlıklarının iyileşeceğine inanlar buraya gelip, suyla yüzlerini yıkıyorlar. Kilisenin içinden aşağıya, mağaraya inilmesi bana ilginç gelmişti. İçeride her nedense fotoğraf çekmedim o yüzden buraya koyamıyorum 😦

Havanın erken karardığı günlerdi, orman hava karardıktan sonra çok soğuyormuş. O soğuğa kalmak istemediğimiz için Freiburg şehir merkezine döndük. Yürüyüşle harcanan kalorileri geri almak için akşama kendimize mükemmel bir sofra hazırladık. Bu arada, 2 tane Alman salatası tarifi de öğrendim. Ne var ki kullanılan malzemelerde ki ufak tefek farklılıklar yemeğin tadını da çok değiştiriyor :S Döndükten sonra aynı lezzeti tutturamadığım için yapmıyorum.İnsanların şu damak tadına düşkünlükleri yok mu…

Yolunuz Freiburg’a düşerse, sizde yemeklerden ve Alman birasından göbek bağladığınızı düşünmeye başlarsanız yürüyüş için Schlossberg (Kale Dağı) tarafını tavsiye edebilirim.

Y.

Freiburg : Almanya

Freiburg; Baden-Württemberg eyaletinde bağlı, Almanya’nın en sıcak şehirlerinden birisi! Ülkenin güneybatı ucunda bulunduğu için, Fransa ve İsviçre’ye de oldukça yakın. Hazır bu şehri ziyaret etmişken diğer ülkelere de uğrayabilirsiniz!

Katedral

Şehri iki kez ziyaret etme fırsatım oldu. Orada harika insanlarla tanışıp, dostluklar kurduğumdan mıdır yoksa muhteşem Karaormanlar ile çevrili olmasından mıdır bilmem Freiburg’a hayran kaldım.  Önümüzde ki günlerde Karaormanlar’dan (Schwarzwald) bahsedeceğim ancak bugün şehir içinde biraz gezelim istedim.

Freiburg çok sevimli bir şehir, insanları güleryüzlü. Şehir merkezinde, Münsterplatz’da Minster meydanında bulunan katedral; 1200’lü yıllardan kalma tarihi bir yapı ve şehrin simgesi haline gelmiş. Söylenene göre, katedralin kulesinden şehir manzarası çok güzelmiş. Ancak, 700 yıllık yapı yıkılma tehlikesi ile karşılaşınca 2006 yılında kule ziyarete kapatılmış ve restore edilmeye başlanmış.

Minster meydanında pazar kuruluyor. Taze meyve ve sebzeler, saksıda çiçekler, güzel binalar sevimli bir meydan.

Minster Meydanında ki Binalar

Freiburg sokakları yürüyüş yapan kişilerle dolu. Halk dışarı çıkmayı seviyor gibi gözüküyor. Restaurant ve kafe seçeneği çok fazla. Biz tatile gittiğimizde genelde gezip-görmeye, ulaşıma para harcıyoruz ama her gezimizde bir akşam yemeğimizi mutlaka yöresel yemekleri tadarak, güzel bir restaurantta yiyoruz. Freiburg’da da yediğimiz leziz bir akşam yemeğinden sonra “Almanların geleneksel pek fazla yemeği yoktur, varsa yoksa bira” diyen herkese “kim demiş” diyorum. Restaurantın bol çeşitli menüsünden hangi yemeği seçeceğimize karar veremeyince hepimiz değişik bir şeyler söyledik ve hepsinden tatmış olduk! Etler, çeşitli soslar, soslu sebze yemekleri… Gene ağzım sulandı 🙂 Ama günümüzde pek fazla geleneksel yemekler yapılmadığı için, bu tarz restaurant daha az ve pahalı.

Freiburg’da şehrin içinde 13.yüzyıl başından kalan şehir kapıları bulunuyor. Tabi şehir büyüdüğü için artık şehir içinde kalmış olan bu kapılardan; Martin Kapısı’nın(Martintor) fotoğraflarını çektim. Bildiğim kadarıyla aynı zamanda şehrin en eski kapısı.

Şehirde yol kenarlarında iki-üç karış genişliğinde sığ su yolları bulunuyor. Bunlara bächle deniyor. Şehirde genel inanışa göre; eğer ziyaretiniz sırasında yanlışlıkla bächle denilen su yollarına basarsanız; ya Freiburglu biri ile evlenirmişsiniz ya da Freiburg’a kesin bir daha gelirmişsiniz! Ben ikinci gidişimde bu su kanallarından birine ‘yanlışlıkla’ vucık diye basmıştım. Sevgili spor ayakkabım, sıcak havada biraz serinlemek istemişti. Sanırım yolum Freiburg’a tekrar düşecek. Memnuniyetle 😉

Y.