HANGİ YÖNÜ GÖSTERİRSE…

Archive for the ‘Bursa’ Category

Bursa-Uludağ : Türkiye

Haftasonu, İstanbul’a uçak biletimiz vardı. Üniversiteden arkadaşlarımızla buluşacaktık. Perşembe günü eşim hadi kış bitmeden kar tatili yapalım diye bir fikir ortaya attı. Böylece kısacık Uludağ planı yapmış olduk.

We had flight tickets to Istanbul last weekend. We were planning to meet with our old university friends. My husband suggested to go to Uludag. March is the last month for winter sports in Uludag.

Cuma gecesi İstanbul’da arkadaşlarımızla buluştuk ve otobüs saatine kadar bir arkadaşın evinde yarı uyur, yarı uyanık oturduk. Sabah otogardan otobüse bindik, 9:30 gibi Bursa’ya vardık. (*Uludağ’a toplu taşıma araçları ile çıkacaklar otogardan taksi ile 90-100TL’ye (2011 fiyatları) veya minibüsle Tophane’ye giderek oradan 60-70TL’ye (2011) taksiye binebilirsiniz. Tophane’den minübüslerle de Uludağ’da otellerin önüne kadar çıkılıyor.) Zaten kısa zamanımız olduğu için taksi ile otogardan direk Uludağ’a taksiye bindik. Yaklaşık 1,5 saat sürüyor.

Yukarda herşeyin fiyatının 3 katı olacağı düşüncesiyle yolda taksi şöforumuz Ali abi bir marketin önünde durdu. Kahvaltılık peynir, ekmek aldık. Milli Park’a giriş yaptıktan sonra bile, dağ yolunda epeyce bir süre kar göremedik. Tam kayabilecek kadar kar var mıdır diye düşünürken, etrafımız tamamen bembeyaz oldu. Otelimize yerleşmeden önce, gidip snowboardlarımızı kiraladık. (Uludağ’da bulabileceğimiz en düşük fiyatlı otelde yer ayırtmıştık. Hostel kıvamında bir yerdi. Bir odada 6 kişiye kadar kalabiliyorsunuz.)

Telesiyej ile yukarı çıkarken sucuk ekmek kokuları burnumuza o kadar iştah açıcı koktu ki, aldığımız peynir ekmeği akşamüstü tüketmeye karar verdik ve yarım ekmek arası sucukları afiyetle yedik. Kar üstünde mangalın olmazsa olmazıdır heralde sucuk 🙂 Yemeğin üstüne çaylarımızı da içip, snowboardlarımıza koştuk. Kayak parkurunda kar temizdi, buzlanmada olmadığı için rahat kayılabiliyordu. Acemi snowboardcular olarak kendimize aşırı güvenince, kendimi tepeden aşağıya yuvarlanırken buldum.  O an karın soğuğuyla hiçbir şey olmadı zannedip, 1 saat kadar daha kaydık. Akşam yemeği için otele döndük. Sıcağı yedikçe sırtımda oluşan morlukların acısı hissedilir oldu. Gece boyu beni uyutmayacak olan acıyı yeni hissetmeye başlamıştım.

Akşam yemeği, otelin genel görünümüne oranla çok daha iyi bir performansa sahipti. Lezzetleri güzel, görüntü temizdi. Akşamı dağ manzarası izleyip, scrabble oynayarak geçirdik. İlk çektiğim 7 harf arasında J,Ğ gibi tüm nadir harflerin bulunması, bir de belimin ağrısı bile; Uludağ’a çıkmış olmaktan aldığım keyifi engelleyemedi. Tek keyifimi kaçıran pazar günü kayamayacak olmamdı. O da olsun.

Sabah uyandığımızda tipi bastırdı. Zaten meteorolojide pazar günü tüm Türkiye’nin soğuk havanın etkisinde kalacağı konusunda uyarmıştı. Tüm kayak ve snowboardcular kendilerini kayak pistine attılar. Sık geçilen bölgelerde aşırı buzlanma oldu. Pazar günü karda yürürken bile ister istemez kayıyorduk. Pazar sabahını, sakatlandığım için fotoğraf tutkunu olan bir arkadaşımla pistlere gidip fotoğraf çekerek geçirdik. Diğerlerimiz kaymaya devam etti. Sabah erkenden Ali abiyi aradık ve dönüş otobüslerimize yetişmek için öğlenden sonra bizi almaya gelmesini rica ettik.

Güzel bir haftasonu daha bitmişti. Böyle anlarda içimde garip bir his oluşur. Eve dönüyor olmanın mutluluğu ile seyahatin bitmesi üzüntüsü aynı anda çarpışır. Bu düşünce ile uyuyakaldım.

Uludağ’a tatile biraz daha hesaplı gitmek isteyenler için, yolda Ali abiyle muhabbet ettik. En uygun otel fiyatlarını tam yarıyıl tatili bitiminde haftaiçi bulabilirmişsiniz, bilginize!

Y.