HANGİ YÖNÜ GÖSTERİRSE…

Posts tagged ‘Seyahat’

Dünya Harikası Machu Picchu I

Peru gezimizin en muhteşem günü başlamak üzereydi. Peru’ya İnka’ların armağanı Machu Picchu’yu görecektim.Machu Picchu ve Ben

Gece’yi Sonesta Posada Del Inca Sacred Valley Yucay otel’inde  geçirdik. Machu Picchu’ya gitmek için Urubamba İstasyonu’ndan trene binecektik. Sabah 5 gibi uyandık. Dağların arasında kalmış kasaba’nın huzurlu bir havası vardı. Burada zaman biraz daha yavaş geçiyor gibiydi. Az uyumuştuk ama dinç kalkmıştık. Possada Yucay OteliSonbahardan kışa geçiyormuş gibiydi hava. Ürpertici ama buz gibi değil. Temiz havayı israf etmek istemediğim için bilerek daha hızlı nefes alıyordum sanki. Giyinip, kahvaltı etmeye gittik. Açık büfe kahvaltıda; mozarella peyniri, zeytin çeşitleri, domuz pastırmaları, amerikan usulü pancake ve şurupları, poğaça ve çörekler, çeşit çeşit kornfleksler, çorba, sınırsız çay, süt, portakal suyu vardı. Daha önce ki yazılarımda bahsetmiş miydim acaba, şu ana kadar ziyaret ettiğim ülkeler arasında, bizim kahvaltı kültürümüze en çok benzeyen ülke Peru idi.Kendimize göre birşeyler seçip atıştırdık.

Sabah 6’da otelden bir taksi ile Urubamba tren istasyonu’na gittik. Kaldığımız otelden istasyon yarım saat mesafedeydi. Tren 6:45 de gideceği için yolda içimden kaç kere “lütfen geç kalmayalım” diye geçirdiğimi hatırlamıyorum. Taksimizi alman bir çift ile paylaştık, onlar da dakiklik konusunda aşırı hassaslar. O an takside ki gergin atmosferi anlatamam. Machu Picchu’yu ziyaret etmek isteyenlere önemli bir uyarı: Buraya her gün belli sayıda ziyaretçi kabul ediliyor. Tren İstasyonu/ PeruTren biletleri ise çok önceden bitiyor. Yani aylar öncesinden aldığınız treni kaçırırsanız, tren bileti bulmanız lotoda 6lı tuttur gibi şansa kalırmış. O yüzden istasyona 45 dakika erken gidecek gibi yola çıkmakta fayda var. Kasabalar arası yollar hep düzgün değil, yağmur yağar ve heyelan olursa ucu ucuna yetişme şansı olmayabilir. Neyse ki biz kuru sezonda Peru’daydık ve yolda problem yaşamadan trene yetiştik. (Peru’nun iklimi ülkemizden çok farklı. Ocak-Mart arası ıslak sezonun en fazla yağmur alan ayları)

Urubamba tren istasyonu dağların arasında vadiye kurulmuş. İstasyona vardığımızda, 216 nolu tren bizi orada bekliyordu. Hakikaten masal gibi bir tren yolculuğu yapacaktık: Machu Picchu trenimizŞöyle bir tren yolu hayal edin. Sağ tarafınız dağ… Öyle ki; zaman zaman trenin üzerini çatı gibi örten kayalıklar, elinizi dirsek mesafesinde uzatsanız değebileceğiniz kadar yakın.  Aynı zamanda amazon ormanlarının başladığı yerler buralar, kayalıkların olmadığı zamanlarda sağ pencereden balta girmemiş ormanların manzarası… İki, üç metre içeri doğru yürüseniz; ağaçların dalları yolları kapladığı için yürüyemezsiniz.Değecek Kadar Yakın Sağ tarafınız böyle bilinmezlikler içinde iken; sol tarafınızda dağları ayıran bir nehir. Tren yolu bazı yerlerde o kadar daralıyor ki bir trenin sığabileceğinden fazla, 20 cm daha yer yok… (Bu manzarayı en şanslı izleyenler trenin en önünde oturan turistler. Resmen torpilli tren yolcuları. Trenin makine kompartmanı sadece yarısına yapılmış. Yani 1 ve 2 nolu koltukları alanlar, makinistin bakış açısından bu keyifli manzarayı izleyebiliyor. 1 ve 2 nolu tren koltuklarıO gün en ön sırada oturan turistlerin sevinçlerini görmeliydiniz. Bizim koltuğumuz önden 3.sıradaydı. En öndekileri kıskanmadım dersem yalan söylerim, ama yinede koridordan biraz görüş açımız vardı 🙂 Trende yemek de veriyorlar. İçecek, sandviç ve meyve tabağından oluşan bir menümüz vardı.Tren Menüsü

Yaklaşık 1,5 saat süren yolculuk sonunda MachuPicchu’ya vardık. daha doğrusu MachuPicchu’da yaşayan insanların yerleşim yerine demeliyim. Tarihi şehir Machu Picchu’ya çıkmak için buradan otobüse biniyorsunuz. (Bu söylediğim en hızlı yöntem. Gece yerleşim yerinde çadır kampı kurulup, gün ağarmadan tarihi şehire tırmanan grup turları var. Machu Picchu’da güneşin doğuşunu selamlamak için harika ve bildiğim kadarı ile tek yöntem. Ne yazık ki biz bu olasılığı otelde tanıştığımız kolombiyalı bir çiftten öğrendik.)

Otobüsler 15-20 dakikada bir karşılıklı olarak yukarıdan-aşağıya, aşağıdan-yukarıya hareket ediyor. Aldığınız otobüs bileti bir kez yukarı çıkmak, bir kez de aşağı inmek için geçerli. Ama istediğiniz saatte ki otobüse binebilirsiniz. MachuPicchu’yu günlük ziyaret edebilecek kişi sayısı belirli, onun üzerinde kişi şehre giremiyor. Bu nedenle bu geziyi daha planlarken, giriş biletlerinin tarihini ayarlamalısınız.

Biz MachuPicchu’da gecelemeden akşam Cusco’ya dönecektik. Vakit kaybetmeden otobüs ile MachuPicchu’ya çıktık. Çıkış yolu muhteşem bir manzaraya sahipti. Uçurum manzaraları hep sevmişimdir. MachuPicchu’lu otobüs şoförleri o yola artık o kadar alışmış ki, nasıl bir hızla o dar virajlara girdiklerine şaşırabilirsiniz. Fotoğraf çeke çeke, sonunda tarihi şehir Machu Picchu’nun girişine ulaştık. Şehrin içinde anlatılacak, görülecek pek çok şey var. Tüm o detayları bir sonra ki yazıda paylaşacağım.

*Peru yazılarında Lima ve Cusco’yu atlayarak, en merak uyandıran bölge olması nedeniyle Machu Picchu’ya geçtim. Bu yazıları bitirdikten sonra tekrar o bölgelerde ki gezilip görülecek yerlere döneceğim.

Y.

Şanzelize : Paris

 

Champs Elysees (Şanzelize) caddesini duymayan yoktur. Kimimiz şarkılarda dinlemişizdir onun ismini, kimimiz Paris’in en prestijli caddesi olarak biliriz.

Probably, everyone has heard the name of Champs Elysees once in their life. The name of the avenue is used in lyrics and it is known as the most prestigious street of Paris.

ŞanzelizeParis ziyaretimizde Champs Elysees’i görmeden dönemezdik. Zsofia ve ben hostelimizden ayrıldık. Paris sokaklarında yürümeye başladık. “Joe Dassin’in” çok sevdiğim şarkısı “Aux Champs Elysees’i” mırıldanınca Paris sanki daha da güzel görünüyordu gözüme!

The wheather was nice in Paris. Zsofia & I decided to walk Paris streets and visit Champ Elysees Avenue. We left our hostel. I started to croon “Joe Dassin’s” lovely song “Aux Champs Elysees” and Paris seemed more fascinating to me 🙂

Caddelerde tırnak güzellik merkezi sayısının çokluğu bizi şaşırtmıştı. Oje sürmenin sanata dönüştüğü merkezlerdi. Yaptıkları desenlerle, küçücük tırnaklara adeta tablo işliyorlardı! Paris halkı giyinmeyi ve süslenmeyi seviyordu…

We were suprised by the large number of nail beauty saloons along the streets. It was something like art what they do with nail polishs! Also France’s fashion boutiques were really nice. French people  know how to dress up…

Champs Elysees Caddesi’ne kadar yolda karşılaştığımız minik detayların fotoğraflarını çekerek geldik. (Mükemmeli oluşturan küçük detaylardır ne de olsa!) ParisChamps Elysees  geniş bir cadde. Paris’te Concorde Meydanı’ndan (Place de la Concorde) başlayıp, Arc de Triomphe Anıtı’nın bulunduğu noktada sona eriyor. Duyduğum kadarı ile arsa ve büro metrekare fiyatları açısından Dünya’nın en pahalı caddeleri arasındaymış. Şaşırmamalı; biz de cadde üzerinde birçok lüks mağaza ve restaurantla karşılaştık!

We took many photos on the roads untill we reached  to the Champs Elysees. Paris streets are full of tiny details! Champs Elysees is a 2km(1,25miles) long avenue that extends from the Arc de Triomphe at one end to the Place de la Concorde at the other. As I know, office rents in Champs Elysees is one of the expensive in the world. It is not suprising that we saw many luxury stores and restaurants along the streets!

Arc de Triomphe Anıtı’na kadar yürüyüp mola verdik. Bu anıt 1806 yılında Napolyon tarafından verilen emirle yapılmaya başlanmış ve Napolyon döneminde Fransa adına savaşan generallerin isimleri anıtın üzerine kazınmış. 50 metre yükseklikte ki anıta bilet alarak çıkma olanağınız var. Biz zaman kısıtımız nedeniyle çıkamamıştık.

We walked to the Arc de Triomphe Monument and gave a break to take photos! This monument was started to built in 1806 by the order of Napoleon and dedicated to the French army which served to the country during Napoleon regimen. The general’s names are scraped to the Arc de Triomphe Monument!  From the 50meter high monument, there is a panaromic view of Paris! You can either climb 284 steps to reach the top of the Arc or take the lift and walk up 46 steps! We did not enough time, so we skipped to climb to the Arc of Triomphe.

Champs Elysees Caddesi’nden ayrılırken kulağımda gene o nakaratı duyuyordum. Ooooo Şanzelize…

While we were leaving the Champs Elysees, I was repaating the chorus of the song on my mind again. Aux Champs Elysees… aux champs elysees…

Y.

Paris : Eyfel Kulesi

Eyfel KulesiParis’te güneş doğuyordu. Sabah erken saatlerde uyandık. Reçel, tereyağı ve fransızların ünlü baget ekmeğinden oluşan kahvaltımızı ettik! (*Fransa’ya gitmişken baget ekmeklerin tadına mutlaka bakmalısınız!)

The sun was rising in Paris. We got up very early in the morning. We had our breakfast with butter, jam and the famous French baguette bread! (*While in France, you should try the taste of these baguette breads!)

Hanli’nin Paris’e ikinci gelişiydi. Sabahtan Versay Sarayını (Versailles) ziyaret edecekti. Zsofia ve ben; Paris sokaklarını keşfetmek, Champs Elysees (Şanzelize) caddesine gitmek istiyorduk. Akşamüstü Hanli ile Eyfel Kulesi’nin (Tour Eiffel) önünde buluşmaya sözleştik ve hostelden ayrıldık.

It was the second time, Hanli being here. She planned to visit Palace of Versailles (Château de Versailles) in the morning. Zsofia and I preferred to discover Paris streets, bridges and to visit Champs Elysees Avenue. We decided to meet in front of Eiffel Tower (Tour Eiffel) in the evening and left our hostel.

Saat 16:00 civarında Eyfel Kulesi’nin önünde ki Champs de Mars Parkı’ndaydık. Paris’te bulunan en büyük parklardan biri ve Eyfel Kulesi’nin evi! Gece gündüz girişlerin serbest olduğu parkta herhangi bir çit veya tel örgü yok. Ağaçlar, çiçekler sınırları belirliyor. (*Etrafta Eyfel Kulesi’nin küçük heykel ve anahtarlıklarını satan satıcılar bulunuyor. Pazarlık edebilirsiniz!) Parkın dinamik enerjisine hemen kendimizi kaptırdık. Bisikleti ile dolaşan bir turistle muhabbet etmeye başladık. Eyfel Kulesi'nden Gündüz ManzarasıParis’i iyi biliyormuş. Bize birkaç tüyo verdi! (*Her yıl 14 Temmuz’da -Fransızların Ulusal Günü- burada muhteşem havai fişek gösterileri yapılıyormuş ve Champ de Mars parkı inanılmaz kalabalık oluyormuş! Bu tarihlerde oradaysanız kaçırmayın!) Biraz etrafı izledik. Çimlerin üzerinde oturan gençler, sevgililer, aileler etraftan aldıkları ya da yanlarında getirdikleri sandviçleri yiyorlardı. (*Bu çevrede çok fazla restaurant yok ama tost ve aperatif yiyecekler satan yerler bulabilirsiniz!) Biz de marketten aldığımız içeceklerimiz ve hostelimizin mutfağında hazırladığımız tostlarımızı yerken Hanli’yi bekledik! Parkın farklı köşelerinden Eyfel Kulesi’nin fotoğraflarını çektik.

Zsofia and I were at the Champs de Mars Park which is near Eiffel Tower at about 16:00 o’clock. It is one of the biggest park in Paris and home of the Eiffel Tower. There isn’t any fences or gates, it is free to enter the park both in the morning and at nights! (*There are many handsellers around the park, who sell the small Eiffel Tower statuettes and keyrings. You may bargain for a good price!) Dynamic energy of Champs de Mars Park was just amazing, we felt so happy. We started to chat with a cyclist tourist. We shared our knowledge on Paris. ( Every year on 14th of July –French national day-, gorgeous light shows are arranged here. If you will be around Paris on this day, you should come Champs de Mars Park and watch the show!) We observed the environment a little bit. Lovers, young groups, families… were lying on the grass and eating their sandwiches. (*You can find places to buy sandwiches or appetizers around the park, or you may bring from home as like many people do!) We supped our cold drinks and ate something, while we were waiting for Hanli. We took Eiffel Tower’s photos from different corners of the Park!

Hanli geldiğinde Eyfel Kulesi’ne çıkmak için sıraya girecektik ama 2,5 saat sıra beklememiz gerekiyordu. (*Sıraya girerken aşağı-yukarı bekleme sürenizi belirtiyorlar) Biz tam güneş batmadan çıkmak istiyorduk ki bir taşla iki kuş vurabilecektik! Kulenin tepesinden hem gündüz hem gece manzaralarını çekebilecektik. Tabi güneşin batışını izlemenin keyifi de kaymaklı ekmek kadayıfı! Bu nedenle bu akşam planını ertesi günle değiştirerek, bir sonra ki gün sıraya girmeye karar verdik! (*Eyfel kulesinin önünde uzun sıralar oluşabiliyor. Ona göre erkenden gidip bilet sırasına girmekte fayda var!)

When Hanli showed up, we wanted to queue up for Eiffel Tower but we were discouraged by the looong line. We should have waited something like 2,5 hours. It was too late for us since we wanted to go up just before sunset. (*You know, it is killing two birds with one stone! You can take the city photos both in daylight and night!) Obviously, most of the people thought the same thing 🙂 We changed our evening plan and decided to come back the day after! (*It is wise to buy your ticket online if you exactly know the time that you will visit Eiffel Tower!)

Ertesi gün erkenden bilet sırasına girdik. Eyfel Kulesi’nde çıkabileceğiniz 3 kat var. (*Eğer bacaklarınıza güveniyorsanız ve ikinci kata kadar çıkmak sizin için yeterliyse yarıfiyatına merdiveleri kullanabilirsiniz!) Ancak en tepeye çıkmak istiyorsanız farketmiyor, asansör bileti almalısınız. Eyfel Kulesi IşıklandırmaManzarayı olabilecek en yüksek noktadan görmek istediğimiz için 3.kata asansör bileti aldık! (*Bizim gittiğimiz zaman online bilet alternatifi varmıydı bilmiyorum ancak şimdi Eyfel Kulesi’ni ziyaret edeceğiniz gün ve saati kesin olarak biliyorsanız; online bilet satın alıp, bilet gişesinde sıra beklemek zorunda kalmayabiliyorsunuz!)

The next day, we took our place in the queue earlier. Eiffel Tower has 3floors that the elevator take you up. (*If you have courage to climb up the stairs and if it is enough for you to go up 2nd floor of Eiffel Tower then you have opportunity to pay 1/3 price. But if you want to view the city from 3rd floor, you have no chance, you will pay the full price!) We bought our 3rd floor elevator tickets.

Eyfel’in 3.katında manzara muhteşemdi. Paris’i kuşbaşı izliyorduk! Aşırı kalabalıktı. Ortamın atmosferi ile herkes çok mutluydu. Orada tanıştığımız bir grup turist bizimle fotoğraf çekildiler.

Everbody was charmed by the amazing landscape. We took photos with strangers.

Gündüz Paris, güneş batarken Paris ve gece Paris … (*Eyfel Kulesi’ne gece çıkacaksanız, hava sıcak dahi olsa yanınızda ince bir hırka bulundurun!) Üşüdük ve aşağıya inmeye karar verdik. İçeride , kulenin Dünya’nın büyük şehirlerine ve başkentlerine kaç km uzak olduğunu gösteren bir bölüm yapmışlar.

Bird’s eye view of Paris; in the morning, during the sunset and in the evening… (*If you are planning to visit Eiffel Tower at night, you should take some warm clothes with you!) We felt cold and decided to ride down by elevator.

Seine nehri üzerindeki D’lena köprüsünden (Pont d’lena) karşıya geçerek; Eyfel Kulesi’nde her saat başı düzenlenen ışık gösterisini bekledik. Görüntü harikaydı! Eyfel Kulesi’nde belli dönemlerde farklı ışık gösterileri oluyor. Bizim orada bulunduğumuz dönemde Avrupa’ya saygı duruşu anlamında kule mavi aydınlatılıyordu ve önünde AB bayrağını simgeleyen 12 adet sarı yıldız bulunuyordu. Her saat başı 5 dakika süren ışık gösterisi yapılıyordu.

We crossed over from the Bridge D’lena (Pont D’lena) on Seine River and waited for the Eiffel Tower lightshow. It was amazing! Different lightshows are arranged on Eiffel Tower, in different periods. While we were in Paris, Eiffel Tower was lightened blue as a homage to Europe and there were 12 yellow stars in front of the Eiffel Tower as a symbol of EU(European Union) flag. Every hour, there was a lightshow for 5 minutes.

Y.